Okudum! Kitap yorumları
Üye Girişi



Site içinde

Şu anda 2 konuk çevrimiçi
Okudum! Kitap yorumları
Hattı Müdafa Yoktur Sathı Müdafa Vardır PDF Yazdır e-Posta
Haberler

"Birinci vazifemi yerine getirdim"

Danıştay'ın 19 Mayıs kararının perde arkasındaki 25 yaşındaki genç konuştu

28 Nisan 2012 Cumartesi, 12:27:02


Danıştay 10’uncu Daire Başkanlığı
, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nın başkent dışında sadece okullar ve öğrenciler ile kutlanmasına ilişkin genelgesi hakkında yürütmeyi durdurma kararı alması ardından davayı açan 25 yaşındaki Bilgisayar Programcısı Alper Ayhan, "Bu bayramın halktan uzaklaştırılması okullara hapsedilmesi Türk yargısınca da uygun görülmemiş Milli Eğitim Bakanlığı’nın gösterdiği bazı gerekçelerde akıl ve mantık dışı bulunup herkesce komik karşılanmıştır" dedi.

DANIŞTAY’A DAVA AÇILDI
Konya’da bilgisayar programcısı Alper Ayhan, avukatı Ahmet Gürol Şağban aracılığıyla, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 11 Ocak 2012 tarihindeki 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramıkutlamalarının başkent dışında sadece okullar ve öğrenciler ile kutlanmasını, stadyum ve meydanlarda kutlanmasını yasaklayan genelgesinin yürütmenin durdurulması ve iptali için Danıştay’a başvurdu.Danıştay 10’uncu Daire Başkanlığı’da başvuru sonucu yürütmenin durdurulması kararını aldı.

YARGI UYGUN GÖRMEDİ
Karar ardından açıklama yapan Alper Ayhan, yagıya aldığı karardan dolayı teşekkür ederken, şöyle dedi:

”19 Mayıs’ın tüm halkımızca kutlanmasının sağlanması için dava açmak bana çok üzüntü vermişti. Cumhuriyetimizin kurulduğu günden bu yana kutlanmakta olan Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı bir kez daha coşku içerisinde kutlamamıza imkan sağlayan Türk yargısına Türkiye Cumhuriyeti’nin evlatları olarak teşekkürlerimizi sunarız. Bu milli bayram ülkemizin nereden nereye geldiğini ve birlik olduğumuzda neleri başabildiğimizi göstermektedir. Bu bayramın halktan uzaklaştırılması okullara hapsedilmesi Türk yargısınca da uygun görülmemiş, Milli Eğitim Bakanlığı’nın gösterdiği bazı gerekçelerde akıl ve mantık dışı bulunup herkesce komik karşılanmıştır."

BAHANE ÜRETELİCEK Mİ?
Bundan sonra nasıl bir adım atılacağını merak ettiğini belirten Alper Ayhan şunları söyledi:

"Acaba ’Yeterli vakit kalmadığı için yapmayalım’ bahanesinin arkasına mı sığınılacak çok merak ediyorum. Öyle olsa bile Cumhuriyetimizin varlığını sürdüreceği nice uzun yıllar boyunca 19 Mayıslar’ı, 29 Ekim, 30 Ağustoslar’ı birlik, beraberlik ve coşku içerisinde kutlamak için Türk gençliği her zaman vazife başında olacaktır. Çünkü bu bizim birinci vazifemizdir. Ben de birinci vazifemi yerine getirdim.”

TEBLİGATI HIZLARDIRMAK İÇİN
Avukat Ahmet Şağban ise tebligatı hızlandırmak için pazartesi günü Ankara’ya gideceklerini bildirirken, şöyle konuştu:

"19 Mayıs’a çok az bir süre kaldı. Yürütmeyi durdurma tebligatının Danıştay’dan memur eliyle yapılmasını talep edeceğiz. Bu tebligat sürecini biraz hızlandıracaktır. Böylelikle Milli Eğitim Bakanlığı’na yürütmeyi durdurma kararı pazartesi günü itibariyle tebliğ olacaktır. Tüm yurt genelinde de törenlerle ilgili çalışmaların başlaması temennimizdir."


DHA

http://www.haberturk.com/gundem/haber/737926-birinci-vazifemi-yerine-getirdim  

LAST_UPDATED2
 
Buna ne denir? PDF Yazdır e-Posta
Haberler

Sarayda kepçeyle yıkım

Sultanahmet'te Bizans Büyük Saray'a ait tarihi yapı iş makineleriyle yerle bir edilip yerine otel yapılırken kimsenin kılı kıpırdamadı.


RADİKAL Gazetesi
'nin haberine göreSultanahmet’te 1. Derece Koruma Bölgesi içinde yer alan, kentsel ve arkeolojik sit alanı içindekiBizans Büyük Saray’a ait olduğu düşünülen tarihi yapıyı iş makinalarıyla yerle bir edip yıktılar. Yerine beş katlı otel diktiler. Bu sırada durumu fark eden uzmanların İstanbul 4 Numaralı Koruma Kurulu ileFatih Belediyesi’ne yaptığı bilidirim sonuç vermedi.

Koruma Kurulu bir ay sonra inşaatın durdurulması yönünde karar aldı. Bir ay içinde inşaat beş kat yükseldi, çatı aşamasına geldi. Sultanahmet Mahallesi 98 ada 1,2,22 ve 33 parselde yer alan inşaat, arkeologlara göre Bizans Büyük Saray’ın üstüne yapıldı. İki parsel yanında, Sultanahmet Eresin Otel’in altında da benzer kalıntılar inşaat sırasında çıkmış, otel sahipleri bu kalıntıları koruma altına alarak müzeye çevirmişti. ‘Güçlendirme’ izniyle Sultanahmet Küçükayasofya Caddesi üzerinde 1 ve 2. parseli korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilen, diğer parselleri de 2. derece korunması gerekli kültür varlığı olan yapılar bir gecede yıkıldı. Ancak yıkımdan önce Fatih Belediyesi’nden güçlendirme izni alındı.

İnşaat yapılacak alanın etrafı suntadan tahta paravanlarla kapatıldı. İçeride ne olup bittiğinin görünmemesi için küçük bir delik bile bırakılmadı. Ardından önce tarihi binalar yıkıldı. Temele kadar inildi. Altta Bizans Büyük Saray’a ait duvar kalıntıları ve tarihi yapılar çıktı. Bunlar da iş makineleri ile yıkıldı. Tüm bunlar olup biterken ne Büyükşehir ne de Fatih Belediyesi’nden bir yetkili uğradı. Temel betonlarının bir kısmı atılıp tarihi duvarların iş makineleri ile yıkıldığı sırada çevredeki işyeri sahiplerinden şikâyet geldi.

İstanbul Arkeoloji Müzesi uzmanları adrese gittiklerinde gördükleri manzara karşısında şaşkına döndü. Bizans Büyük Saray’a ait olduğunu düşündükleri 4 metre genişliğinde yaklaşık 10 metre yüksekliğindeki tarihi duvarlar yerle bir edilmişti. Uzmanlar, bunu yapmalarının yasak olduğunu ve inşaatı durdurmaları gerektiğini söyledi. ama gözlerinin önünde yıkım devam etti. 1 ay sonra karar alındı Geçen 15 Aralık günü tespit edilen bu durum, İstanbul 4 Numaralı Koruma Kurulu’na, Fatih Belediye Başkanlığı’na ivedilikle bildirildi. Koruma Kurulu bu şikâyeti tam 1 ay sonra gündeme aldı.

18 Ocak 2012 tarihli Koruma Kurulu kararında şöyle denildi:

“Açığa çıkan tarihi duvar kalıntılarının İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü’nce kalıntı rölevesinin ve niteliğini açıkça belirten raporun hazırlanarak kurulumuza iletilmesine, söz konusu alanda her türülü inşai faaliyetlerin ivedi olarak durdurulmasına, 1 ve 2 parsellere ait güncel röleve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin kurulumuza iletilmesine karar verildi.” 5 yıla kadar hapis Koruma Kurulu inşaatın durdurulmasını istemişti ama inşaatın 5 katı da bitmiş, çatısı yapılıyordu. Kurulun rölevesini istediği tarihi duvarlar da hafriyat oldu.

2863 sayılı yasanın 65. maddesi a fıkrasında şöyle diyor:

“Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarara uğramalarına kasten sebebiyet verenler iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.”

Bir şeyler döndü ama ne!

Bir kurul yetkilisi şunları söyledi: “Tarihi yarımada bütününde yapılaşma ve araştırma için yapılacak temel kazıları müze denetiminde olmalıydı. Ancak belediye haber bile vermedi. Belli ki inşaatı yapanlara arka çıkılıyor. Kurulun gündemine geç alınması da şüpheli. Çünkü geçen yıl nisan ayında bir karar aldık. Bu tür acil durumlarda faksla ya da telefonla gelen ihbarlar karşısında kurul toplanana kadar inşaatın durdurulmasına karar vermiştik. Bir şeyler döndü ama ne olduğunu anlamış değilim. Belediye de kurul yöneticileri de bu durumdan mesuldür.”

‘Dehşete kapıldım, bu bir vandalizm’

Arkeologlar Derneği İstanbul Şube Başkanı Doç. Dr. Necmi Karul: “Dehşete kapıldım. Bu bir vandalizm. Belli ki bir yapı kompleksine ait duvar kalıntıları. Saraya ait bir yapı gibi görünüyor. Gözümüz gibi baktığımız tarihi yarımadada bu nasıl yapılır? Belediye nerde? Koruma Kurulu nerde? Hiç kimse görmemesi ilginç. Arkası oldukça sağlam biri olmalı. 2863 sayılı yasa hapis cezası öngörürken bu nasıl bir cüret? Ancak yasa var ama kâğıt üzerinde, uygulayacak yönetici yok! Fourseasons Otel daha önce Bizans Sarayı üzerine yapıldı. Buradan cesaret alıyorlar."

http://gundem.milliyet.com.tr/sarayda-kepceyle-yikim/gundem/gundemdetay/05.02.2012/1498324/default.htm?ref=yahoo
 

LAST_UPDATED2
 
Suyumuz, Tabiatımız PDF Yazdır e-Posta
Haberler

İstanbul'daki 3. Köprünün kuzeye kurulmasının amacının İstanbul dışından dışına çıkacak araçlar için yapılacağı söyleniyormuş. Ama bu İstanbul'dan geçen şehirlerarası trafiğin İstanbul'daki köprü trafiğinin yalnızca %2 si olduğunu belirtiyor Hürriyet yazarı Mehmet Y.Yılmaz. Aşağıda yazısına ait bağlantıyı bulabilirsiniz. 

İstanbul yoğun bir şehir. İhtiyacı olan tabiat ve su toplama alanı şehre kuşbakışı bakıldığında görülebileceği üzere kuzeydeki ormanlarda saklı.

3. Köprü 1. ve 2. köprülerin güneyi olması veya Marmaray olması bu tabiatı koruyacakken neden kuzeye yapılması isteniyor?

Bu orman alanı, bu dokunun bozulmasına rağmen köprü için istenmesinin nedeni nedir?

Trafik ve şehircilik ile uzmanlarının neden hiçbiryerde görüşlerini duyamıyor, izleyemiyoruz? Orman ve su havsazı olan bu alanların gitmesi karşılığında, ne kazanacağız ve bu alanların tahrip olması 50 yıl sonunda bize ne getirir?

www.okudum.com 

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19781233.asp

LAST_UPDATED2
 
Yılmaz Özdil PDF Yazdır e-Posta
Haberler

Lan'gır lungur

“Bir günlük adalet... 

60 yıllık ibadetten faziletlidir” 

Hazreti Muhammed.


*

“Bir kişiye yapılan haksızlık, tüm topluma yapılan tehdittir” Montesquieu... “Adalet kutup yıldızı gibi yerinde durur, geriye kalan her şey onun etrafında döner”Konfüçyus... “Adalet devletten gelmeli” Aristo... “Adalet olmadan düzen olmaz”Camus... “Adaletsizliği işleyen, çekenden sefildir” Eflatun... “Hükümdar köylüden haksız yere yumurta alırsa, adamları bütün tavukları alır” Sadi... “Yasama yürütme yargı iç içe geçmişse, anayasa yok demektir” Rousseau... “Adalet ortadan kalkarsa, insana değer verecek hiçbir şey kalmaz” Kant... “Adaletsiz güç, zalimdir” Pascal...“Özgürlüğün tek yolu hukuktur” Çiçero... “İşkencenin en kötüsü, yasayla yapılanıdır”Bacon... “Haksızlık yapıp, herkesle birlikte olmaktansa, adaletli davranıp, tek başına kalmak daha iyidir” Gandhi... “Demokrasi, kamu makamlarının hukuka uymak yükümlülüğünü ve adaletin yansız şekilde dağıtılmasını zorunlu kılar” Paris Şartı...“Hukuk, ancak kaybettiğimizi anladığımız zaman değerinin farkına vardığımız sağlık gibidir” Calamanderi... “Adalet mülkün temelidir” Nizamülmülk... “Kral olmasına kralım, bundan kuşku yok ama, her aklıma geleni yapamam ya” 2'nci Ferdinand...“Medeniyetin ilk şartı adalettir” Freud... “Adalet kanunlarla sağlanamaz, adalet insan ruhundadır” Whitman... “Adaleti geciktirmeyeceğiz” Magna Carta... “Yargıçların nihai hakem olduğunu düşünmek, tehlikeli bir doktrindir, despotizme götürür” Thomas Jefferson... “Adalet bütün ahlaki görevlerin toplamıdır” William Godwin... “İnsanın, adil yasalara itaat etme gibi yasal ve ahlaki sorumluluğu vardır, aynı şekilde, adil olmayan yasalara itaat etmeme gibi sorumluluğu da olmalıdır” Martin Luther King...“Adaletsizliği engelleyecek gücünüzün olmadığı zamanlar olabilir, fakat, itiraz etmeyi beceremediğiniz bir zaman asla olmamalı” Elie Wiesel.

*

“Bana ne lan, git savcıya söyle, atsın içeri” Burhan Kuzu.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19671684.asp

 

LAST_UPDATED2
 
Başbuğ Savuması PDF Yazdır e-Posta
Haberler


Başbuğ: Takdir yüce Türk milletinindir

 

http://www.hurriyet.com.tr/p/spacer.gif

6 Ocak 2012

Özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliğince hakkında başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, adliye çıkışında “Türkiye Cumhuriyeti'nin 26. Genelkurmay Başkanı, terör örgütü kurmaktan ve yönetmekten tutuklandı. Takdir yüce Türk milletinindir” dedi.

 ESKİ Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, mahkemede tüm suçlamaları reddederek şu savunmayı yaptı:

  “Bu suçu reddediyorum. Bu suçla itham edilen kişi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 26’ncıGenelkurmay Başkanı’dır. Bunu tarihe not olarak düşmekte yarar görüyorum. BenGenelkurmay Başkanı olarak TSK’nın komutanıyım ki bu Türk Silahlı Kuvvetleri dünyanın sayılı en güçlü ordularından bir tanesidir. Böyle bir orduya komuta eden birisinin silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek ile suçlanması gerçekten trajikomik diyebiliriz.

Şu anki siyasi iktidar tarafından atandım

Ben 2002 yılı 30 Ağustos’unda orgeneralliğe terfi ettim. Ve 2003 yılı Ağustos itibariyleGenelkurmay 2’nci Başkanlığı görevine atandım, şu andaki siyasi iktidar tarafından. Bu görevi yaptığım 2003-2005 yılları arasında çeşitli vesilelerle Sayın Cumhurbaşkanı ve gerekse Sayın Başbakan ile çalışmalarımız oldu. Yine bu siyasi iktidar tarafından 2006 yılında Kara Kuvvetleri Komutanı olarak atandım. Yine şu anki hükümetimiz tarafından 2008-2010 yılları arasında Genelkurmay Başkanlığı görevine atandım.

İLKER BAŞBUĞ'DAN ADLİYE ÇIKIŞINDA AÇIKLAMA / WEB TV

Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan, Milli Güvenlik Kurulu üyesi olarak bu hükümetin bakanlarıyla birlikte çalıştık. Şimdi elbette devletimizin istihbarat olanak ve imkânları var. Bu kadar sene beraber çalışıyoruz ki siyasi otoritenin en büyük makamlarıyla o dönemlerde benim bir silahlı terör örgütü kurmam ve yönetmem tespit edilememiştir ki bu üzerinde durulması gereken bir nokta. Tespit edilmiş ve bu görevde tutulmuşsa bu da ayrı bir nokta.

Benim için en ağır ceza

Ben 30 Ağustos 2010 yılında emekli olduktan 1.5 yıl sonra ben böyle bir suçlamayla karşı karşıya kaldım. Çok üzücü, anlaşılması zor. Netice olarak böyle bir iddiayı duymak, işitmek silahlı kuvvetlere, ülkeye, şerefiyle, onuruyla görev vermiş birisi için çok ağır bir iddia. Bu iddianın bu şekilde dile getirilmesi bile benim için en ağır cezadır. Bundan daha büyük cezanın olabileceğini ben düşünmüyorum. Takdir mahkemenizindir, bizler gelip geçiciyiz ancak sizler tarihe not düşeceksiniz. Bundan sonra ne ceza verilirse bu beni daha fazla üzmez. Bu kanaate nasıl ulaşılmıştır. Savcılık sorgum esnasında ciddi bir soru ile muhatap olmadım. Eğer bunlarla bu sonuca varılarak suçlanıyorsam bu gerçekten çok acıdır.

BAŞBUĞ SİLİVRİ CEZAEVİ'NE BÖYLE GETİRİLDİ / WEB TV

Her zaman kanunların çizgisinde oldum

Bir iki basın açıklaması, ve bir iki internet sitesi haberiyle hükümeti yıkmakla itham ediliyorsam bu çok acıdır. Benim böyle kötü bir amacım olsa 700 bin kişilik gücü elinde tutan bir komutan olarak bunu yapmanın başka yolları da olabilirdi. Ben görev hayatım boyunca her zaman kanunların ve anayasanın çizgisinde oldum. Ancak bugün iddia edilen suçlar ve bu suçlamaya giden değerlendirmeler dosyadan vakıf olduğunuz üzere benim dönemimle ilgili internet siteleriyle bir ilgim olmadığı da savunmalarımda mevcuttur.”

Siteleri kapattıran kişi olduğum için teşekkür edilmesi gerekir

Nöbetçi hakim tarafından sorulan soru üzerine Başbuğ, “2008 yılı 30 Ağustos tarihinde Genelkurmay Başkanlığı görevime başladım. 4 Şubat 2009’da bu internet siteleriyle ilgili olarak bir haber yayımlandı. Bu haber üzerine konunun derhal incelenmesini istedik ve o haberde sadece site adresleri vardı. Herhangi bir içerik yoktu. İlk inceleme sonucunda şekil ve teknik açıdan bu sitelerin kanuna uygun olmadığı bilgisi bana verildiğinde bu siteleri kapattırdım.

Aslında bana teşekkür edilmesi gerekir ki ben bu siteleri kapattıran kişiyim. Ayrıca 30 Ağustos 2008-Şubat 2009 tarihleri arasında da bu sitelerde hiçbir işlem yoktur. Bu sitelerin son güncelleme tarihlerine bakıldığında benim görev süremden öncesidir. Şubat 2009 tarihinden sonra 4 sitenin kurulması konusu bu andıcın temel konusudur. Bu andıç bana arzedilmedi. Arzedilmiş olsa muhakkak üzerinde imzam ya da parafem olurdu. Bir kişi çıkıp bu andıcın üzerinde komutanın imzasını ya da parafını gördüm diyen bir kişi dahi yoktur. Hazırlık aşamasında olan bu siteler de 19 Haziran 2009 tarihinde kapatıldı.

Tarihin acı bir cilvesi

Bu siteler aktif dahi edilmemiş, bir haber dahi yapılmamıştır. Bu sitelerde ifade ettiğim gibi 19 Haziran 2009’da kapatıldı, internet andıcıyla ilgili bilgim 4 Kasım 2009 tarihinde oldu. Haberin yayımlanmasına müteakip Şubat 2009’da kapattığımız sitelerin içerikleri nedir, burada ne yapılmıştır konusunun cevabını veya bu konuyla ilgili bilgileri de ancak internet andıcıyla ilgili iddianamenin 2011 yılının ağustos ayında iddianame çıktığı zaman kısmen öğrendim. Bu durumda devletin aslında bana teşekkür etmesi gerekirken bugün bu konuyla suçlanmam tarihin acı bir cilvesidir. Yani şunu demek istiyorum; benim dönemimde bu internet sitelerinde suç teşkil eden bir tane olay ortaya konulmuşsa ki yoktur, bunu da açıklamış olmak isterim.

Belge bana arzedilmedi, arzedilseydi imza olurdu

İkinci başkan tarafından sayın komutana arz diye sunulan bir belgenin normal şartlarda bana arz edilmesi gerekir. Ancak kesinlikle arz edilmedi. Arz edilmiş olsa bir imza, bir paraf mutlaka konulurdu. Bu andıç 2’nci başkan tarafından 1 Nisan 2009 tarihinde paraflanmıştır. İddialara göre bu andıcın bana 14 Nisan 2009 tarihinde arz edildiği iddia ediliyor. Ancak bu andıcın 2 Nisan 2009 tarihinde karargah içinde işleme girdiğini de görüyoruz.

Bu bana okumuş olduğunuz İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi  tutanaklarındaki komutanın imzasını gördüm. Komutan imzaladı yönündeki beyanlar sadece değerlendirmedir. Hatta aynı kişilerin daha sonraki beyanlarında bu kez de imzayı görmedim şeklinde savcıya beyanları vardır. Yüzbaşı Murat Uslukılıç (Andıç Davası sanığı) ve Mehmet Eröz’ün 29 Aralık 2011 tarihli duruşmadaki beyanları komutandan veya Genelkurmay Başkanı’ndan evrakın geldiğinin söylendiği, ancak söz konusu internet andıcı üzerinde komutanın imzasını gördünüz mü sorusuna ikisinin de verdiği net cevap ‘görmedim’ şeklindedir.

Serbest kalmamı talep ediyorum

Hatta daha sonra Yüzbaşı Murat Uslukılıç ifadesinde şöyle devam etmiştir; 2 evrak geldi, evraklardan birisi Ermenistan ile ilgili bir evrak ve internet andıcı evrakı. Ermenistan evrakında komutanın imzası vardı, diğerinde yoktu. Bu Yüzbaşı Murat Uslukılıç’ın ifadesidir. Diğerleri sadece değerlendirmedir. 2’nci başkan sayın komutana arz yazdığı zaman o evrakın komutana arz edilmesi gerekir, ancak kesinlikle arz edilmemiştir. Şunu da ekleyebiliriz ki andıç bir karargahtaki faaliyetleri başlatan bir eylemdir. Bu andıç ile 4 sitenin kurulması işlemi başlatılmıştır. Ancak bu sitelerin aktif hale gelmesi için andıç yeterli olmaz. Bunun olması için uygulama emri yayımlanması gerekir. Ancak bu konuda öyle bir şey de söz konusu olmamıştır. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, serbest bırakılmamı talep ediyorum.''

Yöneltilen suçlama: Silahlı terör örgütü kurma ve yönetme - darbeye teşebbüs

Mahkeme hakimi Vedat Dalda, tutuklama kararında şunlara yer verdi:

Şüpheli Mehmet İlker Başbuğ'un üzerine atılı silahlı terör örgütü kurmak veya yönetme ve Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasına engellemeye teşebbüs etme suçlarının vasıf ve mahiyeti şüphelinin üzerine atılı suçları işlediğine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması suçların ceza muhakemesi kanununun 103/3 sayılı katalog suçlardan olması nedeniyle şüphelinin üzerine atılı bu suçlardan ayrı ayrı tutuklanmasına karar verildi.

Avukat: Yüce Divan'da yargılansın

Mahkemede söz alan avukat İlkay Sezer ise müvekkiline yönelik suçlamaları reddetti. Özel yetkili mahkemenin dosyaya bakamayacağını belirten avukat Sezer, "Anayasada 148. madde değişikliği ile yargılamanın Yüce Divanda yapılması ve dosyanın bu hali ile derhal oraya gönderilmesi gerektiği kanaatindeyiz" diye konuştu. 

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/19615873.asp

 

 

LAST_UPDATED2
 
Raise Hope For Congo PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 
Haberler

Raise Hope For Congo!

Here is the short story. In the electronic products from cell phones to laptops there are minerals that allows the electricity running in the device etc.

Some of these raw minerals are coming from Congo. The problem is these minerals are rulling from armed groups who owns guns and makes raping with the support of trading these minerals. So buy buying these electronic devices we may unwillingly support them. In order to stop this there is volunteer activity.

So Raise Hope For Congo is trying to take your atttention to that and trying to force companies to use conflict free minerals.

They want electronic companies stop buying minerals that are causing in last ten years 5 million deaths and huge number of rapes in Congo. 

For details please check www.raisehopeforcongo.com

Metin İngilizce ve kaynak sitede ingilizcedir. Ancak bilgisayarınıza Chorme yüklediğinizde otomatik çeviriciler ile her dilde siteyi Türkçe olarak da okuyabilirsiniz. 

LAST_UPDATED2
 
Efes Pilsen Sevenlerini Üzme! PDF Yazdır e-Posta
Haberler

Kömürlü Termik Santraller ve Getireceği Çevre Sorunları İçin Tıklayın

Haberci Banu Güven anlatımıyla konuyu tekrar incelemek, detaylar  ve güncel bilgi için www.bukapaginaltinda.org  

http://bukapaginaltinda.org/banuguven?utm_source=Newsletter&utm_medium=Header&utm_term=10-00&utm_content=19-12-2011&utm_campaign=Efes

LAST_UPDATED2
 
Kıçtankara PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfEn iyi 
Kitap Yorumları

Kıçtankara bir kaçış romanı gibi gözüken bir kavuşma romanı.İnsanın kendisine kavuşmasını anlatıyor ve bunu anlatırken hiç de büyük laflar etmiyor. Sıradan bir insanın hayatını alıp övgüye değer hale getiriyor ama hiç de Holywood hikayelerindeki bir dönüşüm gibi sunulmuyor bu değişim. Olağanüstü durumlar yok kitapta.Oldukça bildik yaşamların biraz cesaretle değişebileceğini anlatmış yazar. İstanbul'da bir holdingte İnsan Kaynakları departmanında çalışan bir gencin şehir hayatının monotonluğundan bıkması ve üstüne üstlük aşık olduğu kızın sanat takıntılı çıkması üzerine şehri bir tekne alıp terkediyor. Aklında şehirden kalanlar oluyor ama o silme gayretinde. Başarıyor da... Bir yelkenli tekneyi idare ederken kendini de idare etmeyi öğreniyor ve rüzgar ve denizin içindeki gerçek kişiyi ve gerçek aşkı çıkarmasına vesile oluyor. Kıçtankara bir denizcilik terimi olarak teknenin karaya kıç tarafından bağlanmasını ifade ediyor. Fakat belki de yazar bir mecaz olarak hepimizin karaya ne tarafından bağlandığını da anlatmak istemiş olabilir. Kitap bir denizcilik yayınevinden basılmış: Naviga. Bir ayağı karada diğeri denizde olan bir roman...

Yazar: Bahar Öztürk

Basım yılı:  2011

Yayın evi: Naviga 

Kerem Sever 

 
Orman Yangını, Deniz Dolgusu ve Otel Yapımı. PDF Yazdır e-Posta
Haberler

Güvercinlik'te inşaat yeniden başladı

Güncelleme : 18 Kasım 2011 09:59
Güvercinlik'te inşaat yeniden başladı

Bodrum’da 5 yıldızlı otel inşa etmek isteyen MNG Holding’e bağlı bir inşaat şirketi tarafından denizin kaçak olarak doldurulmasıyla gündeme gelen, kamuoyunun ve çevrecilerin tepkisini çekince durdurulan Pina Yarımadası’ndaki 80 dönümlük tahsisli alanda inşaat tekrar başladı. Şimdi farklı bir inşaat şirketi tarafından yapılan otel projesinin temelleri, 2006 yılında atılmıştı.

Vatan Gazetesi'nden İlker Akgüngör'ün haberine göre o yıl, Çevre ve Orman Bakanlığı aralarında MNG’ye ait iki farklı şirketin (Güvercinlik Enternasyonel Turizm A.Ş. ve Günal İnşaat) ile Mesa Holding’e ait Mia Turizm’in bulunduğu 3 firmaya, turizmi teşvik yasası çerçevesinde Pina Yarımadası’nda yaklaşık 250 dönüm ormanlık alanı 49 yıllığına tahsis etti... Aynı arazide, 2007 yılında koruma altındaki Halep çamlarının da bulunduğu ve farklı noktalardan çıkan yangında 238 hektarlık alan kül oldu. Yangının farklı noktalardan çıkmış olması sabotaj ihtimalini güçlendirmiş ancak Muğla Valiliği tarafından yangını inceleyen komisyon bu yönde bir bulgu elde edememişti.

 
BAKAN GÜNAY KIZMIŞTI
Yangından bir yıl sonra 2008’de, 80 dönümlük arazinin tahsisini alan MNG Holding’e bağlı Günal İnşaat, Pina Yarımadası önündeki körfezde yapacağı 5 yıldızlı otele iskele kurmak için yaklaşık 5 dönümlük bir alanı kaçak olarak doldurdu. Gelen tepkiler üzerine, dolguyu yapan şantiye müdürü, “Herkes dolduruyor. İzin bekleseydik zaman kaybederdik. Para cezasını bekliyoruz” dedi. Çevreciler başta olmak üzere birçok kesimden yoğun tepki gelince, holdinge 46.500 liralık para cezası kesildi, dolguyu kaldırması için de 1 yıllık süre tanındı. Dosyayı inceleyen Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın tepkisi de sert oldu: “Dosya önüme gelse de doldurulan alan eski haline getirilmeden ve yanan arazi ağaçlandırılmadan bakmayacağım.”
 
PROJE EL DEĞİŞTİRDİ
3 yıl geçmesine rağmen ne dolgu kalktı ne de ağaçlandırma yapıldı. Ve 45 gün önce Pina Yarımadası’nda yapılacak otel inşaatı start aldı. Ancak inşaatı yapan şirket değişti. Geçen sürede MNG Holding’e ait Güvercinlik Enternasyonal Turizm A.Ş.’nin hisseleri, Ankara merkezli işadamı Kadir Çankırı’nın sahibi olduğu turizm alanında faaliyet gösteren Çankırı İnşaat’a geçti. Arazinin tahsis hakkını alan yeni firma, bölgede çevrecilerin tepkisine neden olan arazide inşaatı başlattı. Çankırı İnşaat, arazide 2012’de 5 yıldızlı La Blanche Island Güvercinlik Oteli’ni hizmete açmayı planlıyor.

 

ÇEVRECİLER TEPKİLİ
Bodrum’da yaklaşık 30 sivil toplum kuruluşunun bir araya gelmesiyle kurulan Mavi Yol Girişimi Sözcüsü Filiz Dizdar, dişe diş bir mücadele verip kurtardıkları alanda tekrar inşaat yükselmesine isyan ediyor: “Dolgu kalkacak diye Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve dönemin yöneticileri tarafından verilmiş sözler var. Ancak hiçbiri tutulmadı. Suç unsuru olan dolgu hala orada duruyor. Dolgu kalkmadan inşaat izni verilmemeliydi. Dolgu nasıl kullanılacak, kaldırılacak mı? Kaldırılmasını kim taahhüt etti ya da üstlenecek? Dolguyu eski firma mı yoksa yeni firma mı kaldıracak gibi bir çok soru ve belirsizlik var ortada. Mavi Yol Girişimi olarak araştırma başlattık.”

2008’te kaçak dolgunun yapıldığı sırada topladıkları 5 bin imzayı Bakan Günay’a sunan Bodrum Yurttaş İnisiyatifi’nin Sözcüsü Ayhan Karahan da konuyu yargıya taşıyacaklarını söyledi: “Dolgu kaldırılmadan inşaatın başlaması yasa dışı. Oldu bittiye getirilmek isteniyor. Dolgu tahsis edilen alanın devamıdır. Bir bütünlük var. Dolgu kalkmadan ÇED toplantısı bile yapılamaz. Bakan Günay doğrudan kendisi söz vermişti. Dolgu kalktıktan sonra dosyayı değerlendireceğini söylemişti. Biz hem hukuki süreç başlatıp hem de eylemlerimizle konuyu tekrar gündeme taşıyacağız. Böyle bir hukuksuzluğun peşini bırakmak ve göz yummak mümkün değil.”

 
‘DOLGUYU KALDIRIP AĞAÇLARI DİKECEĞİZ’
Tartışmalı arazide yükselen 5 yıldızlı La Blanche Island Güvercinlik Oteli’nin proje müdürü inşaat mühendisi Cüneyt Sağıroğlu projeyle ilgili detayları anlattı: “Bölge kamuoyu açısından çok hassas. Daha biz buraya geldiğimizde çevreden jandarmaya şikayetler gitti. Jandarma ve Milas Orman Müdürlüğü memurları gelip inceleme yaptı. Ancak kanuna aykırı bir şey bulunmadı. 80 dönümlük ormanlık arazide yasal olarak 16.000 metrekare inşaat hakkımız var. Ama biz ana bloğu 7.500 metrekareye yapacağız. Arazide bulunacak diğer yapılar seyyar olacak. Doldurulan alanı da hiçbir şekilde kullanmayacağız. Biz Kültür ve ve Turizm Bakanlığı’nın onayladığı projenin dışına adım atmayacağız. Mecburen dolguyu kaldırıp orayı plaj yapacağız.”
 
‘TEK BİR AĞAÇ BİLE KESMEDİK’
“Biz şu ana kadar tek bir ağaç kesmedik. Ancak onaylanan projedeki yerleşke için gerekli görülen ve Muğla Orman Müdürlüğü’nün markaladığı ağaçlar orman personeli tarafından kesilecek. Orman Müdürlüğü bölgedeki ağaçların rölevesini çıkardı. Biz otelin çevresini yeşillendireceğiz. Ayrıca proje çerçevesinde yanan yerlerde dahil olmak üzere çevreye çok sayıda ağaç dikeceğiz.”
 
PİNA’DA NELER OLDU?
2006 yılında, Çevre ve Orman Bakanlığı aralarında MNG’nin de bulunduğu 3 firmaya turizmi teşvik yasası çerçevesinde Bodrum Güvercinlik’teki Pina Yarımadası’nda yaklaşık 250 dönüm ormanlık alanı 49 yıllığına tahsis etti...

 

2007 yılında Pina’da çıkan yangında 238 hektar yanarken, bu 3 arazideki ağaçların da büyük bölümü kül oldu.

2008 yılında MNG Holding’in çatısı altında bulunan ve yaklaşık 80 dönümlük tahsisi bulunan Güvercinlik Enternasyonel Turizm A.Ş., izinsiz olarak kıyıyı yaklaşık 5 dönüm doldurdu. Çevreciler büyük tepki gösterince, firmaya 46.500 TL para cezası kesildi ve dolgu durduruldu. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, dolgu kalkmada ve ağaçlandırma olmadan inşaat izni verilmeyeceğini söyledi,
2011 yılına gelindiğinde ne dolgu kalktı ne de ağaç dikildi. Güvercinlik A.Ş.’nin hisseleri ise, Çankırı İnşaat’a geçti. Onlar da yasal izinleri alarak 45 gün önce otel inşaatına başladı.

http://yurthaber.mynet.com/detay/mugla-haberleri/guvercinlikte-insaat-yeniden-basladi/72453

www.mynet.com 

LAST_UPDATED2
 
Daphne's English-Turkish Dictionary PDF Yazdır e-Posta
Alış veriş Shop

Daphne's Dictionary English-Turkish

Resimli İngilizce Türkçe Sözlük

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Nihal Tosyalı'nın kendi basımı olan bu kitap resimlerle ingilizce öğretmek için çoçuk ve yetişkinlere yardımcı bir kaynak.

Tüm kelimelerin anlamlarında resimler kullanılmış.

Bu kitabın dağıtımı yaygın olmadığından Okudum.com ile irtibata geçerek alabilirsiniz.

Kargo dahil 15 T.L. İrtibat 0532 400 88 88 sozluk @  okudum.com veya PK.232 Şişli İstanbul yazışma adreslerimiz.

Satın almak için 0532 400 88 88-0216 622 77 32- sozluk @ okudum. com veya PK.232 Şişli İstanbul

LAST_UPDATED2
 
Muhafazakâr Popülizm: iki rekat- bir zekât - gerisi rant PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfEn iyi 
Kitap Yorumları

Doç. Dr. H. Tarık Şengül'ün yazdığı Muhafazakâr popülizm: iki rekât - bir zekât - gerisi rant adlı İmge kitabevi yayınlarından olan kitabını Okudum!

ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü'nde öğretim üyesi olarak görev alan ve Ocak 2011'de bir dönem CHP Ankara İl Başkanı olarak da görev yapan Doç.Dr. Tarık Şengül kitabı için yorum ve hislerim şöyle:

Yazar hükumete, siyasi iktidara, adeta laboratuvara gelmiş bir kitleye bakar gibi, yalın ve net bakarak tespitlerini son derece açık ve yüksek takip edilebilirlikle sunuyor.

Bunu yaparken icraatların net açıklamalarının ötesine geçip, bu yüksek durumu açık ve netleştirme becerisini toplumun bulunduğu ana da bakarak sürdüyor.

Açıklamalar çok güçlü. Adete yüksek teknoloji ve iyi yazlım kullanan iphone4 ün fotoğraf çekebilme kapasitesinde durumu berrak ve net görebiliyorsunuz.

Okudukça pek çok noktanın, günlük koşturmaca içinde eriyip gittiğini, üzerlerine sislerin geldiğini görebiliyor ve sis ve bulutları tümüyle zihninizden uzaklaştırabiliyorsunuz.

 

 

 Ahlak kavramının performans ile olan yer değişimi, korkunun saldırganca toplumdaki belli kesimleri suçlayışını, boş konutların nedenini ve konut olma dışındaki borsa veya döviz gibi ekonomik unsurlara dönüşünü, Haydarpaşa, Galataport, Tarlabaşı ile gelenleri, sadakat kavramının neye dönüştüğünü, bozguncu ve inşa edenin birliğini, ODTÜ Emniyet Müdürlüğü otobüsü hattı, Karadeniz sahil boyu yapılan çift yolun tabiata aykırılığı ve getirdiği sel, toprak kayması yıkımları gibi pek çok konulara net tespitler bazende Aziz Nesin tarzı espirilerle yaklaşılıp irdeleniyor.

 

Bu dil, bu netlik, bu anlatım, başınızı kaldırdığınızda gördüğünüz karmaşanın bir nebze arkasına sizi gösteriyor Muhafazakâr Populizm 222 sayfalık kitapla.

iki rekât - bir zekât - gerisi rant'ı satın almak için imge.com.tr

201110002- Kağan OMAY  

 

LAST_UPDATED2
 
«BaşlatÖnceki123SonrakiSon»

Sayfa 1 > 3
 

Okur ve Yayınevi girişi



Anket

Cinsiyetiniz nedir ? Sponsor sunumu için kullanılacaktır.
 

Anket 2

Yaşınız kaç? Sponsor sunumu için kullanılacaktır.